Saliha GÖK:Türkiye’nin 2026 Ekonomi Ajandası
Türkiye’nin 2026 Ekonomi Ajandası
Türkiye ekonomisi yeni yıla dezenflasyon ve sürdürülebilir büyüme hedefleri ile girdi. 2022–2023 yıllarında %64–65 seviyelerinde seyreden enflasyon, 2024 sonunda %44,4’e, Kasım 2025’te ise son dört yılın en düşük seviyesi olan %31,07’ye geriledi. Bu düşüş, fiyat istikrarı açısından umut verici olsa da, iç talep ve yatırım kararları üzerinde hâlâ belirsizlikler barındırıyor.
Altın ve Dövizde Rekorlar
Yeni yılın ilk haftasında gram altın 6.000 TL seviyesini aşarak tarihi bir eşiğe ulaştı. Çeyrek altın 10.365 TL, Cumhuriyet altını ise 41.283 TL’den işlem görüyor. Bu yükseliş, küresel ons altın fiyatının 4.331 dolar seviyesine çıkmasıyla destekleniyor. Döviz kurundaki dalgalanmalar ve jeopolitik riskler, altını güvenli liman olarak öne çıkarıyor. Ancak bu durum, tasarruf sahipleri için fırsat yaratırken, üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskı yaratabilir.
Küresel Ticaret ve Diplomasi
2026’da Türkiye’nin ekonomi gündeminde yalnızca iç dinamikler değil, uluslararası ticaret diplomasisi ve ev sahipliği yapılacak küresel etkinlikler de var. Bu etkinlikler, ihracat hedeflerini desteklerken Türkiye’nin bölgesel ekonomik rolünü güçlendirebilir. Ancak küresel faiz kararları ve kredi notu değerlendirmeleri, dış yatırım akışını doğrudan etkileyecek.
Riskler ve Fırsatlar
Riskler: Altın ve dövizdeki sert yükselişler, iç piyasada fiyat istikrarını zorlayabilir. Küresel faiz artışları, Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini yükseltebilir.
Fırsatlar: Enflasyondaki düşüş, orta vadede yatırım ortamını iyileştirebilir. Uluslararası ticaret etkinlikleri, ihracatçı sektörlere yeni kapılar açabilir.
Sonuç
Türkiye 2026’ya denge arayışıyla giriyor. Bir yanda enflasyonun düşüşüyle gelen umut, diğer yanda altın ve dövizdeki rekorlarla yükselen kaygılar. Ekonomi yönetiminin başarısı, bu iki uç arasındaki dengeyi kurabilmekte yatıyor. Okur için en önemli soru ise şu: “Bu yıl hangi alanda risk almalı, hangi alanda beklemeli?”



ORCID Profilim

Hiç yorum yok